4 Şubat 2021 Perşembe

TYANA ANTİK KENTİ SU KEMERLERİ ve ROMA HAVUZU

Tyana Antik Kenti, Su Kemerleri ve Roma Havuzu

Niğde'nin Kemerhisar beldesinde bulunan Tyana Antik Kenti, kaynaklara göre M.Ö.1680 yılında kurulmuş ve günümüze kadar sürekli yerleşim görmüş bir höyük. Hitit metinlerinde “Tuwanuva” olarak geçen ve düz bir araziye kurulmuş olan yerleşim, farklı dönemlerde farklı kültürlerin buraya yerleşmesiyle 10 metre kadar yükselmiş yapay bir tepe görünümünde. Erken dönemlere ait kalıntılarının büyük ölçüde toprak altında olduğu kent, Kapadokya Bölgesi içinde yer alan Toros sıradağlarının eteğinde, Anadolu’yu Mezopotamya’ya bağlayan yollar üzerinde bulunuyordu. M.S. 1. Yüzyılda, Hz. İsa’ nın çağdaşı Filozof Apollonius’un doğum yeri ve Roma Kolonisi olan kent, ayrıcalıklı bir yere sahipti. Tyana antik kenti, Geç Hititler Dönemi’nde de başkentlik yapmıştır. En parlak devri olan Roma Devrinde, iki kez Güney Kapadokya Krallığı’nın başkenti olmuştur.

Tyana’da toprak üstünde görülebilen tek kalıntı şehre şimdiki adını da veren ve  M.S. II-III. yy.’lara ait su kemerleri. Şehrin 3 km. kadar doğusundaki kaynağında bir havuzda toplanan su, su kemerleri üzerindeki kanallarla kente ulaştırılıyordu. 1.7 km. uzunluğundaki su kemerleri yuvarlak kemer açıklıklarından oluşmaktadır.

Su kemerlerinin de inşa edildiği M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma döneminde, Kemerhisar(Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşamış. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna gelmişti. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma çağı. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığı’nın başkentliğini yapmış. Günümüzde, kasabanın muhtelif yerlerinde çeşitli durumlarda bulunan önemli heykeltıraşlık eserler ve ören yerinde yapılan bilimsel kazılar neticesinde çıkan eserler ve mimari parçalar Niğde Müzesi’nde sergilenmektedir.

ROMA HAVUZU

Roma Havuzu olarak adlandırılansu toplama rezervuarı, halen faal olan doğal kaynak suyunun toplanması ve Roma devrinde yapılan topografik durumuna göre toprak altı kanalları ve su kemerleri ile güneybatı yönde yaklaşık 4 km. uzaklıktaki Tyana Antik Kentine taşınması amacıyla yapılmıştır. Havuz 23 X 66 X 2.5 m. boyutlarında olup olimpik ölçülerdedir.

Bugün Roma Havuzundan itibaren Kemerhisar Kasabası içlerine kadar olan bölümde kalan su kanalları toprak altında olup kemerin 1200 metrelik kısmı ise rakıma göre sıfır kotundan başlayıp 6 metre yüksekliğe kadar korunabilmiştir.

1967 yılında onarım gören havuzdan çıkan kanalın başlangıç noktasında Roma İmparatoru Caracalla dönemine ait sikkeler bulunmuş ve böylece havuzun 2. YY sonu ile 3.YY başında inşa edildiği anlaşılmıştır.

Mustafa Taşkın

 

 

MUSTAFAPAŞA AZİZ NİKOLA MANASTIRI


MUSTAFAPAŞA AZİZ NİKOLA MANASTIRI

Ürgüp’ ü arkanızda bırakıp, yaklaşık 5 Km sonra eski adı Sinasos olan Mustafapaşa kasabasına ulaştığınızda ilk dikkatinizi çekecek Kapadokya Üniversitesi’ nin çekirdeğini oluşturan Kapadokya MYO Mustafapaşa yerleşkesi olacaktır. Geçin..Kasaba meydanındaki çeşmeden sola dönerek yaklaşık 1 Km. güneybatısında bulunan Aliye Tepesinin eteklerine ulaştığınızda yol, güney ve batı yönünde ikiye ayrılır, batıdaki yoldan kısa bir yokuşu çıktığınızda da iri bir monolitik kaya ve önünde  dantel gibi işlenmiş , iç içe iki yuvarlak kemerli, oldukça bezemeli bir taş kapıdan girilen manastırı göreceksiniz.. Yuvarlak kapı kemerinin alnında taşa oyulmak suretiyle Grek harfleri ile ” O AYİOS NİKOLAOS ” ( Aziz Nikolas ) yazısını vardır

Yüzyılın ikinci yarısından sonra gelişen siyasi ortam, batılı devletlerin Osmanlı’ya müdahalesine sebep olmuş, 1774 yılında yapılan “Küçük Kaynarca Antlaşması” sonunda Ruslar, Osmanlı topraklarında yaşayan Ortadokslar’ ın  himayesini üslenmişlerdir. Yine Rusya ile yapılan 1779 “Aynalı Kavak Antlaşması” ile Osmanlı ülkesindeki Hıristiyanların yeni kilise, manastır ve din eğitimi veren okullar açması, eski kiliseleri onarabilmeleri sağlanmıştır.  Aziz Nikola Manastırı’ da işte bu ortamda, 19. Yüzyılın ortalarında yapılmıştır , kilisenin iç narteksinin duvarlarındaki isim ve tarih oymalarından 1855 tarihinde yapıldığı çıkarılmış, 1870 -77 yılları arasında onarım ve ilaveler yapılmıştır.

Manastırın yapısı; İçine kilisenin oyulduğu büyük monolitik kaya kütlesi ile avlu, bahçe ve sonradan yapılan çeşitli mekanlardan oluşmuştur. Avlu iki ayrı seviyeden oluşmakta, üst kot bahçe mezarlık olarak kullanılmış olup,41 adet mezar bulunmaktadır. Mezar taşlarının bir kısmının kırılmış olmasından, mezarların zaman içinde yağmalanmış olduğu sonucu çıkıyor. İki kot arasında eski Rum geleneklerinin devamı olarak bugün de yerli halk tarafından dilek bezleri, çaputlar bağlanmaktadır.

Mübadeleden önceki eski fotoğraflarda , taş merdivenlerle çıkılan çatıda çan kulesinin olduğu görülür.Kilisenin iç mekanlarında çok düzgün taş işçiliği günümüze kadar bu özelliğini korumuştur, fakat iç mekan dekorasyonunda kullanılan ahşap yapı malzemeleri, kapı ve pencereler doğal tahribatlar ve yağmalar sonucu günümüze ulaşamamıştır. Ayrıca Manastır içerisinde Meryem Ana Ayazması, mahzen ve depolar vardır.

Mustafa Taşkın

 

 

AVANOS YAŞAYAN MİRAS MÜZESİ

 

ÖNE ÇIKAN YAYIN :

AVANOS' UN SİMGESİ ÇANAKÇI HEYKELİ

Avanos ‘ un simgesi; Çanakçı Heykeli; 14 Ocak 1974 tarihli “Yeni Avanos”   gazetesinin baş sayfasında şöyle bir yazı çıktı; “Dünyanı...